Ekonomik Kurtuluş Savaşı İçin Yol Haritası – 2. Bölüm

Artık bilinen finansal birçok gerçekler değişiyor ve yeni bir finansal zemine geçiliyor. Bunu bilmek girdiğimiz süreçte azami önem taşıyor. Tarihi önemli bir dönüm noktasındayız. Türkiye artık yatırım, istihdam, üretim ve ihracat odaklı büyüme stratejisiyle yoluna devam edecek. Bu yolda döviz kurunun yükselişinden faydalanarak bir an önce sanayi üretimindeki yerli girdi oranını arttırmalıyız. Bu öncelikle ekonomi yönetimi tarafından ivedilikle ele alınmıştır. 2002-2013 arası uygulanan düşük kur politikası Atalarımızın hediyesi ve emaneti olan devletimizin göze batmadan sessizce hayati önemi taşıyan hamleleri atmasına zemin oluşturdu. Yalnız düşük kur politikasının zararlı yanı yerel ara malzemeler üretimini küresel anlamda rekabetsizleştirerek ülkemizde ciddi anlamda gerilemesini sağlayarak üretimimizi enerji harici diğer ithal girdi olan ara mallara ve hammaddelere bağımlı kıldı. Böylece yıllar içinde oluşan ara mallar sanayisi iflaslarla gittikçe küçüldü ve ihracatımızın ithalata bağımlılık oranı arttı. Ülkemizde imal ettiğimiz birçok ürünün ara malzemesini, hammaddesini ve enerjisini yurtdışından dövizle ithal ediyoruz. Bu gelişmeyi hızlandıran ana sebep o yıllardaki güçlü TL olmuştur; güçlü TL yüzünden yurt dışından birçok ürünü ve bilhassa ara malları yerli üreticinin maliyetinden daha ucuza alınabildiği için, o üretim için çok önemli girdi olan ara malların yerli üretimi gittikçe azaldı. O günlerde bazı ileri görüşsüz ekonomistler kapı kapı, ekran ekran dolaşarak 1TL 1 Dolar olmalı saçma sapan şoveniz söylemiyle halkın kafalarını karıştırıyordu. O gafiller maalesef ekonomik gerçekleri kendi şoveniz düşüncelerine kurban ettiler!

Yeni ekonomi modeliyle bu ülke bir daha yüksek faiz, düşük kur üzerine kurulu sömürü düzenine dönmeyecek. Bundan sonra faizi dayatmalara göre değil ihtiyaçlarımıza göre belirleyeceğiz. Ülkemizin önceliği artık faizleri artırarak paradan para kazananları sevindirmek yerine düşük faizle yatırımı teşvik etmek. Yıllardır dayatılan faiz sarmalında boğulmamak için bundan sonra ülkesini karşılıksız sevenler kararlı duruş sergilemeli. Evet, bu bir ekonomik bağımsızlık savaşıdır! Her Türk’ün misyonu karanlığı terk edip, sürekli aydınlıkta var olmaktır!

Sorunlu bakanlıklar ivedilikle ve korkusuzca Türkiye’de ara malzemeleri ve ham maddeleri üretecek şirketlerin teşviklerle önünü açacak ve en kısa zamanda ihracatımızın ithalata bağımlılık oranını azaltacaklar. Bu adım küresel sermaye mandacılar tarafından asi bir adım olarak görülebilir. Ondan cesur ama kaçınılmaz bir girişimdir. Boşuna ekonomik istiklal savaşı demiyoruz! Döviz kaynakları bu girişim kapsamında kurulacak ara malzeme üretici ve sanayi işletmelerinin yatırımlarına yönlendirilmeli. Üretim için ithal ettiğimiz bu malzemeleri yerli olarak üretmeye başladığımız zaman da döviz kurundaki artış da ürünlerimize zam olarak yansımayacak. İthalat ekonomisinden kurtulmak için ana şartlarından biri bu! Benzer şekilde ihracata yönelik sanayi işletmeleri teşvik edilecek ve yakaladığımız ihracat rakam yükselişi gittikçe artırılarak cari açımız eriyecek. Markalar üreteceğiz. Daha çok ve daha kaliteli üretim yapacağız. Böylece ürettiğimiz ürünlerin katma değeri artacak ve ihracattaki katma değeri yüksek ürünlerin payı da gittikçe artacak. Türkiye girdiğimiz Türk çağında sanayi üssü olacak!

 

 

Aynı şekilde döviz kaynakları ve yatırım imkanları tarihi bir seferberlikle ziraata yönlendirilecek. Bu ekonomik kurtuluş savaşında tüm yerel üretimi ve istihdamı artırmak için aynı yaklaşım olmalı. Hem tarım, seracılık, tohumculuk, hayvancılık ve tüm tarım sektörünün yan ve girdi maddeler sanayi teşviklerle desteklenerek bağımsız ve makul fiyatlı üretime geçmeli. Derhal meralar hayvancılığa açılarak ithal yem bağımlılığı oldukça asgariye indirilmeli. Metropollerin varoşlarında yoksulluk içinde yaşayanlar köylerine dönüp topraklarını işlemeli ve bu devlet tarafından büyük bir seferberlik olarak ilan edilmeli. Tarımdaki girdiler yerel üretilmeli. Dışardan dövizle ithal edilen yem, gübre, tarım ilacı vb. gibi tarım girdileri mevcut küresel sermayenin acımasız kartellerinden bağımsızlaşmalı. Cumhuriyet kurulurken uygulanan tarım politikalarına tekrar göz atılmalı ki halkımız kendine yetinmeli ve bundan ötesi son teknolojileri uygulayarak tarımsal üretimde hem maliyetleri indirmeli hem de randımanı artırmalı. Bunu devlet tarımcılara teşviklerle aktarmalı.

Her yerde söylediğim “Toprak Fabrikadır” sözü bir şifredir. Çok derin bir şifredir! Bulunduğumuz kadim Anadolu topraklarından etkin bir şekilde faydalanmalıyız. Hem üstü hem altı işlenmeli. Üstünü verimli işlemek için derhal tarım ve toprak reformları şart. Altındaki bulunan devasa ve çok çeşitli ham maddeler, madenler, cevherler ve enerji kaynakları için çok kısa zamanda “Yeşil kitap” içindeki kaynaklardan faydalanılacak ve etkin planlar uygulanacak. O zaman “Toprak Fabrika” sözü asıl ne demek olduğu anlaşılacak.

Türkiye’nin bölünmez devlet yapısı şu an değişen dünyadaki herkesin ve her doktrinin vazgeçilmezidir! Bu nedenle Türkiye güçlü olarak yola devam edecektir hatta yeni ekonomi modeli atağı ile dünyanın sanayi üssü olacak!

 

Bir düşünün bir ülke var ardı ardına ihracat rakamlarını rekor seviyeden rekor seviyeye artırıyor, bankaları çalkantılı kur ve faiz çalkantılarına o kadar dayanıklı ki yabancı yatırım bankaları bile onlar hakkında “al” raporları çıkarmayla yetinmiyor ortaklıklarını bile oluşan piyasa çalkantılar öncesinden artırıyor, dünyanın en çok büyüyen gayri safi milli hasılatına sahip, dünyanın yeni ticari ve ekonomik bloğun mihmandarı, tarihi ve kültürel bağı olan kardeş devletleriyle teşkilat kuruyor, dünyanın en karlı ve işlek ticaret yolunu açmak üzere, silah sanayinde dünya devler arasına girmeyi bırakın onlara meydan okuyor, dünyayı sarsan salgın plandemisinde dünyanın en iyi sağlık sistemine sahip olduğunu kanıtlamış, bulduğu ve açıkladığı enerji kaynakları sayesinde en kısa zamanda enerji bağımsızlığını ilan etmeye hazırlanıyor ve daha nice olumlu yakın geleceğine işaret eden gelişmelere sahip. Şimdi tek bir unsurun hareketini ele alarak bu ülkede kriz var çığırtkanlığı ile diz çöktürmek isteyenlerin aslında ne hedeflediklerini anladınız mı?

 

 

Sevgili canlar devamı yarınki bölümde…

Sevgiyle kalın

 

Kaan SARIAYDIN

Bu gönderiyi paylaş

Comments (7)

  • Aykut

    Kesinlikle katılıyorum. Fakat yine bizlerde iş bitiyor aslında köyleri bırakıp şehirlere koştuk evet fakat bir taraftan da köyümüzü canlandırmamiz gerekiyor..

    18 Aralık 2021 , 17:30
  • Oktay

    Özümüze dönmenin zamanī. Temizlik gerekirse o da olur yeter ki kadim gizli devletimizi takip edelim, güvenelim ve inanalīm.

    9 Aralık 2021 , 20:05
  • Metin Yılmaz

    Kadim devletimiz her şeyin üstesinden gelir

    7 Aralık 2021 , 21:39
  • Durmuş Güngör

    Niyet güzel ama bizim ülkemiz de yürü mez sanki yönetim değiş tigi an IPTAL olur

    7 Aralık 2021 , 19:35
    • Tunsel Özten

      Teorik niyet olarak çok güzel anlattıklarıniz. Bize rahat batmadan uyanamazdık. Herzaman söylerim,Kadim Anadolu topraklarinda
      hazine sandığının üzerinde oturup da hazine arayan mirasyedi çocuklarız.Ancak hükümetin hâlinde bir uyanma göremiyorum. Eğitim rezil vaziyette , dinle uyuşturduğu nesil mesleki ve teknolojik eğitime , nasıl dönecek bilemedim , belki biraz daha dibe düşüp ondan sonra mı yükseleceğiz. Atamızın söylemleri hep gerçeklesti, umarim damarlarimizdaki asil kanı devreye koyarız. Yoksa gene bir remisyona içine gireriz.

      7 Aralık 2021 , 20:21
  • Hakikat

    Açık açık yapılan yolsuzluklara değinmeden hiçbir yol alınamaz! Söylediğiniz hiçbir şey ciddiye alınmaz! Devletin bütün saygınlığı yok edilmişken, darbe finansörü olarak ifade edilenlerin kurtarıcı olarak görülmesi eleştirilmeden yol alınamaz! Sizin düşüncelerinize katılmanın ilk yolu bu

    7 Aralık 2021 , 19:33
    • Deliormanlı

      Devletin saygınlığının yok edildiği filan yok güzel kardeşim. Kadim Türk Devleti’ni, günümüzün ahlaksızca sergilenen dahili ve harici politikalarıyla kimse kirletemez evelAllah.

      Hükümetin politikalarını (doğru veya yanlış) her türlü müdahalelerle sabote ederek bu olumsuz algı oluşturulmaya çalışılıyor ve ne yazık ki bir miktar da başarılıyor. En önemli nokta da burada kaçırılıyor; Kaan Bey’in de dediği gibi. Devlet BAŞ’tır, hükümet Şapka’dır… Şapkalar kirlenebilir, eskiyebilir, değişirler vs… Devlet TEK’tir, kadimdir ve her daim 18 yaşındadır.

      O nedenle; DEVLETİMİZİN saygınlığı öyle kolay kolay yok edilEmez…

      Saygılar

      7 Aralık 2021 , 19:51

Yoruma kapalı.